İçeriğe geç
  • Dolar 49,5510 ▲ %0,05
  • Euro 55,5994 ▼ %0,22
  • Sterlin 65,9729 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.603,14 ▼ %0,45
  • Çeyrek Altın 10.804,61 ▲ %0,01
  • Gümüş 91,24 ▲ %0,53
  • Bitcoin 4.056.318 ▲ %0,99
  • BIST 100 11.430,14 ▼ %2,49

Marmara Denizi & Balıkçılık

Yedikule Kapısı'nda Osmanlı izleri

Yedikule Kapısı'nda Osmanlı izleri

İstanbul kara surlarının güney bölümünde yer alan Yedikule Kapısı, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait mimari detayları, Sultan 3. Ahmed'in onarım kitabesi ve tarihsel işlevleriyle kentin çok katmanlı tarihini yansıtıyor.

İstanbul kara surlarının Marmara Denizi'ne yaklaştığı güney kesiminde konumlanan Yedikule Kapısı, Bizans'tan Osmanlı'ya uzanan geçmişiyle şehrin tarihsel dönüşümüne tanıklık ediyor. Yedikule Hisarı'nın hemen yakınında ve Altın Kapı'nın kuzeyinde bulunan yapı, çift sıra tuğla ile örülmüş sivri kemeri ve üzerindeki Sultan 3. Ahmed dönemine ait onarım kitabesiyle dikkat çekiyor. Günümüze yalnızca ana surlara açılan geçiş bölümü ulaşabilen kapının, ön sur kısmındaki ikinci geçiş yapısı ise zaman içinde kaybolmuş durumda.

Diriliş Postası'nda yayınlanan habere göre, İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nden Prof. Dr. Kadir Pektaş, kapının bugünkü durumunu ve tarihsel süreçteki onarımlarını değerlendirdi. Pektaş, surların 11 ve 12 numaralı kuleleri arasında yer alan yapının mimarisinde Osmanlı etkilerinin belirgin olduğunu vurguladı. Kapı ve çevresindeki surlar, Sultan 3. Ahmed'in müdahalelerinin ardından Sultan 3. Osman döneminde de onarım görmüştü. Bu iki padişaha ait ayrı kitabeler, 18. yüzyılın ortalarında bölgede kapsamlı bir restorasyon gerçekleştirildiğini gösteriyor.

Prof. Dr. Kadir Pektaş, bu ardışık onarımların büyük ihtimalle Yedikule Zindanları'na sağlanan ulaşım ve güvenlik ihtiyaçlarıyla bağlantılı olduğunu ifade etti. Kapının Bizans döneminde sadece savunma amaçlı kullanılırken, Osmanlı döneminde hem savunma hem de güvenlik işlevi gördüğünü belirten Pektaş, "Kapının bugün sadece ana, büyük surlara açılan bölümü, kemeri mevcut" dedi. 19. yüzyıl fotoğraflarındaki ipuçları ve arkeolojik bulgular, ikinci kemerli kapının Bizans, hatta Geç Bizans döneminden kaldığını işaret ediyor.

Sivri kemerin iki sıra tuğla ile örülmesinin tamamen Osmanlı mimarisine özgü bir özellik taşıdığını kaydeden uzmanlar, kapının şehir tarafında yakın döneme kadar figürlü bir kabartmanın bulunduğunu, ancak bu parçanın şu an yerinde olmadığını aktardı. Yapının mevcut durumu, surların farklı dönemlerdeki stratejik önemini ve Osmanlı'nın tarihi yapıları nasıl işlevselleştirdiğini gözler önüne seriyor.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…