İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.083.981 ▲ %0,28
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Yalova

Şener Üşümezsoy ve Osman Bektaş'tan Yalova depremi açıklaması

Marmara Denizi'nde Yalova açıklarında meydana gelen 3,5 büyüklüğündeki deprem sonrası Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ve Prof. Dr. Osman Bektaş'tan dikkat çeken değerlendirmeler geldi.

Marmara Denizi'nde Yalova açıklarında dün gece meydana gelen 3,5 büyüklüğündeki deprem, İstanbul ve çevre illerde hissedilirken Marmara'daki fay hatlarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Deprem uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, sarsıntının ikincil fay kollarından kaynaklandığını ve büyük Marmara depremiyle doğrudan bağlantılı olmadığını savunurken Prof. Dr. Osman Bektaş ise depremin Marmara'nın kabuk yapısı ve fayların sürünme davranışı açısından önemli olduğuna dikkat çekti.

Marmara Denizi'nde Yalova açıklarında meydana gelen 3,5 büyüklüğündeki deprem, İstanbul'un bazı ilçelerinde de hissedildi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre saat 22.08'de kaydedilen depremin derinliği 7,96 kilometre olarak ölçüldü. Sarsıntının ardından olası büyük Marmara depremi ve bölgedeki fayların özellikleri yeniden gündeme geldi.

ÜŞÜMEZSOY: BÜYÜK DEPREM ÜRETME RİSKİ YOK

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Yalova açıklarında meydana gelen depremin kamuoyunda tartışılan Büyük Marmara Fayı veya Adalar Fayı üzerinde gerçekleşmediğini savundu. Sarsıntının, 1999 Gölcük Depremi sonrasında stres aktarımının yaşandığını belirttiği ikincil fay kollarından kaynaklandığını ifade etti.

Depremin yaklaşık 1 kilometrekarelik küçük bir fay düzlemindeki kırılmayla meydana geldiğini belirten Üşümezsoy, bu hareketliliğin ana fay hattındaki kırılmalarla aynı ölçekte değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Yalova açıklarındaki tali fayların büyük bir deprem oluşturabilecek ölçekte olmadığını ileri süren Üşümezsoy, bu fay kollarında en fazla 5 büyüklüğü civarında depremler yaşanabileceğini belirterek, "Büyük deprem üretme riski yok" değerlendirmesinde bulundu.

İSTANBUL'DA NEDEN HİSSEDİLDİ?

Depremin İstanbul'un Kartal ve Tuzla ilçeleri başta olmak üzere Anadolu Yakası'nın kıyı kesimlerinde hissedilmesine de değinen Üşümezsoy, kuzeye, Tuzla yönüne uzanan verev nitelikte ikincil fay kollarının bulunduğunu ifade etti. Üşümezsoy, bu fay yapısının sarsıntının İstanbul'da hissedilmesinde etkili olduğunu savundu.

Adalar Fayı hakkındaki görüşünü de yineleyen Üşümezsoy, "Adalar Fayı ölü bir faydır" ifadelerini kullandı. Adalar Fayı üzerinde büyük bir deprem beklenmesinin bilimsel bir temeli bulunmadığını ileri süren Üşümezsoy, bölgedeki bazı sarsıntıların ana fay yerine daha küçük ikincil faylardan kaynaklandığını savundu.

Üşümezsoy, 1999 Gölcük Depremi sırasında ana fay hattındaki kırılmayla biriken stresin büyük ölçüde boşaldığını, stresin bir bölümünün ise çevredeki ikincil fay kollarına aktarıldığını belirtti. Yalova açıklarındaki son depremin de bu süreçle ilişkili olduğunu ve büyük Marmara depremiyle doğrudan bağlantılı olmadığını ileri sürdü.

BEKTAŞ: KENDİSİ KÜÇÜK, ANLAMI BÜYÜK

Deprem uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş ise Yalova açıklarında meydana gelen 3,5 büyüklüğündeki depremi, 1999 İzmit Depremi sonrasındaki artçı dağılımıyla karşılaştırarak değerlendirdi.

Bektaş, sosyal medya paylaşımında, 1999 İzmit Depremi sonrasındaki artçıların dağılımına ilişkin çalışmaya atıfta bulunarak Gölcük'ten Çınarcık'a doğru artçıların sığlaşmasının, Marmara'da deprem üreten kabuğun daha ince olduğuna işaret ettiğini belirtti.

Gölcük'ten Yalova'ya doğru kırılmanın ilerleyişi ve durmasının ise kabuğun farklı kırılma özellikleri ve fayın sürünme davranışıyla ilişkili olabileceğini ifade etti.

Bektaş'ın paylaşımı şu şekilde:

"1999 İzmit depremi sonrası artçı dağılımı (Pınar ve di., 2009) ile karşılaştırıldığında iki önemli sonuç ortaya çıkıyor:

Gölcük'ten Çınarcık'a doğru artçıların sığlaşması, Marmara'da deprem üreten kabuğun daha ince olduğunu;

Gölcük'ten Yalova'ya kırılmanın ilerleyişi ve durması kabuğun farklı kırılma özellikleri ve fayın sürünme (creep) davranışı nedeniyle olabilir.

SONUÇ: M3,5 Yalova depremi Marmaranın zayıf kabuğu ve sürünen ( creep) fayının özelliğini destekleyen bir depremdir."

Kaynak: Yenicaggazetesi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…